|
Bir buluşu patent alarak tescil edip korumak için bazı şartlar vardır. Bu şartların birincisi patent konusu buluşun yeni olmasıdır. Bir buluşun yeni olması için onun daha önce Dünyanın hiçbir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir. Burada uygulanan yenilik mutlak anlamda bir yeniliktir. Mutlak yenilik, bu buluşun insanoğlunun tarihi boyunca varolmaması, hiçbir yerde bilinmemesi anlamında bir yenilik özelliğidir. Bu noktada buluşun yeniliği mutlak anlamda yeniliğin yanında nitelikli yenilik özelliği de taşımalıdır. Nitelikli yenilik, buluşun sıradan özellik taşıma özelliğini aşması anlamında bir yeniliktir. Bu yeniliğe bir yenilik özelliği daha eklersek ona da objektif yenilik diyebiliriz. Objektif yenilik, buluştan önce yapılanlara ilave katkılar yapmış olmak, insanoğlunun kullanım faaliyetinde zenginleşmeler yaratmak diyebiliriz. Bir buluşun patent tesciline konu olabilmesi için ikinci şart; onun sanayiye uygulanabilir olmasıdır. Sanayi üretimine olanak vermeyen örneğin her seferinde elle yapımı gerektiren bir buluş patent alma hakkına sahip olmayacaktır. Patent alımı için son ve en önemli şart; o buluşa uygulanan tekniğin bilinen teknolojik seviyeyi aşması zorunluluğudur. Bir buluş ne zaman teknolojinin bilinen seviyesini aşar? Bu nasıl tespit edilebilir? Patent almak için enstitüye veya başka ülkelerin patent ofislerine müracaat edildiğinde o ofis, Dünya’da bir araştırma yapar. Bu araştırma başvuru konusu buluşun diğer buluşlar karşısındaki durumunu, o buluşun çözdüğü teknolojik problemin daha önce hangi yollarla çözüldüğüne ilişkin bir araştırmayı içerir. Bu araştırma sonucunda “uluslar arası araştırma raporu” denilen bir rapor ortaya çıkar. Bu rapor sizin patent almak istediğiniz buluşunuzun buluş niteliği taşıyıp taşımadığını, sözkonusu teknolojik problemin çözümüne bilinen veya bilinmeyen bir çözüp getirip getirmediğini açıklayan ve bunu size kategoriler halinde sunan bir rapordur. Bu rapor alındığında başvuru sahibi buluşunun durumunu net olarak görmüş olur ve ondan sonra atacağı adımın ne olacağına karar verir. Örneğin buluşunun çok yeterli olmadığını düşünüyorsa incelemeye göndermeyerek buluşuna incelemesiz patent almaya karar verebilir. Bu durumda patentinin koruma süresi 20 yıl değil, 7 yıl olur. Üstelik patentini incelettiğinde ve yeterlilik aldığında (yani incelemeli patent aldığında) bu buluş devlet tarafından “gerçekliği ve geçerliliği garanti edilen bir şeyken, incelemesiz patentte böyle bir durum olmaz. Bu nedenlerle patentlerin uluslar arası araştırması patent mevzuatında son derece önemli bir konudur. Türk Patent Enstitüsü yakın zamana kadar böyle bir araştırmayı kendisi yapamadığından başka ülkelerin patent ofislerini taşeron olarak kullanmaktaydı. Yani patent almak isteyen bir kişi enstitüye müracaatından sonra birde bunun Danimarka, Rus veya Avrupa Patent Ofislerinden birisi aracılığıyla araştırmasının yapılabilmesi için onlara ücret ödemek zorundaydı. Enstitü yoğun çalışmalar yaparak, gerekli uzmanları yetiştirerek bu araştırmayı kendi bünyesinde yapacak hale geldi. Bunu yapabilmek için “Epique” adında etkili bir veritabanına üye oldu ve süreci başlattı. Bunun ilk kez Türkiye de yapılabilir olması döviz çıktılarını önleyeceği gibi, önümüzdeki süreçte zamanı da kısaltacaktır. Şu an araştırma raporlarının alınabilmesi 1 yılı bulmakta hatta geçmektedir. Önümüzdeki süreçte patent almanın hızlanması, kolaylaşması ve ucuzlaması hem patent alanların sayısının artmasını, hemde ülkenin gelişmesine katkıda bulanacak önemli bir gelişmedir. Av.Birant Esinoğlu |